hüzün

erisene hüzün
erisene,
yağlı şeker misin çayda
hayat gibi sahtelenmişsin
erimiyor sırıtıyorsun

dinsene gözüm
dinsene,
akarsu musun yaylada
dizginlenmemişsin
dinmiyor ağlatıyorsun

habib

zaman geçmeseydi

hey beyaz entarili
küçük leydi
koşarken saçların
yüzüme deydi
çiçekler açtı
güneş yükseldi
keşke ama keşke
zaman geçmeseydi

habib

http://www.youtube.com/watch?v=jkjdcMRdWZY

duygular

zamandan mı yoksa mekandan mı
bir bulsan fırsatını ah bir bulsan
köpürmüş dalgalarınla yıkmazsan
ardında ne mi kalmış sormazsın.
oo büyük sprinter , duramazsın

semirten

sahnede seğirten sanal tombalak
her ışık çaktığında sahte gülümse.
değirmenin taşı sığar dümbelek
battal bedeninden bir santim verse.

siyah boru, pürtüklenmiş bitlenmiş
fırfırına katran dolmuş ziftlenmiş
portakal kabuğu kase etlenmiş
ayna ayna canım ayna gösterse.

düşsel

tüllerinden sızdırıp
ateşimi harlasan
henüz adı konmamış
rengin, parlasan.
taptaze sarı toprak,
iki kümbet fırlasan
bir uçan halı hayal
tepesinde turlasan

28 şubat

düşsafi

burnunun ucundayım gelirim yakındayım
mola hakkım sadece birkaç kısa bakış
başbaşa kalamam ki bilirim farkındayım
yalnızlar rüyasında bir çift aşık, doymamış.

23.58/ 25 şubat

sıfır bir sıfır

lan kömür torbası ,karbon çuvalı
anatolia kırması çoban kavalı
irin köpüklüsü pıhtı sıvalı
paçaların sızar burnun havalı.

düştü düşecek ha bi kulak versen
kara boyacığın kurudu sersem
boyum yetişmedi az eğiliversen
briyantinine bir tükürüversem.

20.2.13 HABİB

ferah

kargaşa sokaklarla kolkola
katran karıştırmış yollara
ayağını bulaştırmadan yollan
bir nehirde durulan
bir güneşte kurulan
ferah mısın sorulan.

habib 26 ocak

YALNIZIM

YALNIZIM

altta kalanın canı çıksın
ben yazayım sen bak beğen
lüzumu yok ki yorulmanın
altına bir kova bir leğen
gören olmasın sakın

HABİB 26.1.13

CEFA

çok yol alabildik mi ilgisizlikte
bilmiyorum kafam karışık
hafta sonu bir cam önünde
solumda beyaz kar ışık.

Memura

OFFICER ! by businessman

karnın doyuyor değil mi nankör
alt tarafı bir kağıda iki satır
dilinden üç beş kelime saydır
zaten böylesindir kırk yıldır.
oh kömürle karalanacaksındır.
procem aslanın gırtlağındadır
polata çok ihtiyacım vardır.

karasevda

1991 Kasımıydı. Ayın son on gün içinde olmalı.Okuldan 4 arkadaştık.Yirmi yirmi bir yirmiiki yaşlarındaydık. Karabük’e gelmeye karar verdiler. Birisi araç kiralamayı önerdiğinde bunun gerçekleşeceğini sanmamıştık ama saatler içinde ankara escort”
1990 model bir Doğan L ile yola koyuldular. Karabük’de müstakil, küçük, ahşap-kerpiç evimizin küçük odasında 4 arkadaş birlikte gürültü yapa yapa uyuduk, annemin sade, süssüz, organik,sıradan ,lezzetli yemeklerinden yedik, arkadaşlar anneme babama bol bol beni kötülediler. Hafta sonu Safranbolu’yu gezdik , dönüş yolunda 5.olarak ben eklendim. Arka koltuklara 3 kişi .Hareketle beraber yol duası okuyalım dendi, henüz kimse bir küçük sure bitirmeden şöförümüz olacak yurttaş! daha bismillah Karabük çıkışında teybe kaset süreyim derken karşıdan gelen bir uzun mersedesin ortasından gömüyordu.Mersedesçi korkmuş ve kızmış olmalıydı bir süre bankette bekledi. ona aynadan bakıp salakça gülmüştük ama şöförümüze de kızdık lafladık burnundan getirdik az ileride aracı küskün bir suratla diğer bir ehliyetli oğlana verdi.

Azalan benzini Söğütlüçeşmeden doldurmaya niyetlendik, Amerikan ankara escort bayan bezinden mukavva kalınlığında açık mavi pantalon giyen ellili yaşlardaki pompacı bilmem mahsustan mı söylenenden fazla benzin koydu, kiralık bir araç için bu gereksiz harcama demekti. Araç şirkete içinde benziniyle teslim edilmek zorunda kalınacaktı. Yıkanmamış yağlı kır saçları,akaryakıt siyahı nasırlı koca elleriyle harbi gariban duran , pantalon kemerini belinde bir tur attırmış adam utandı elinde bir huni ve bidonla fazla benzini üfleyerek depodan çekmeye çalışırken boğazına kaçırdı öksürdü.’ Bırak ,kalsın,öderiz ‘ dedik , acımıştık. ödedik. Birisi itiraz etti o arkadaş dışında hepimizin babası işçi ya da memurdu. oylandı tüccar çocuğu olan arkadaşı oybirliğiyle eledik. Benzin fazla alınmıştı.

Karabük çıkışında arabayı eline alan ufak tefek arkadaş , Gerede yaylasında Kurugöl civarında Doğan L ye asfaltı ağlattırdı. İlk kez 170 km yi gördük ekranda. O çok sevindi. Yüzünde hınzır bir gülümseme belirmişti. Bıyık altı gülümseme denilenden. Bir Doğan L yi 170 km sürmek ne demekti. Bu cesaretinin sadece o an arabada olan 4 kişi değil önce yakın arkadaşlarının sonra da tüm okulun hatta tüm Ankara’nın bilmesi ne iyi olurdu. Belki aramızda para toplayıp bilboardlara ilan vermeliydik. Neyse kısacık rüyasından uyandırdık. Kızılmayı, sürücü koltuğunu suratsız bir suratla terkettirilmeye gözüne kestirmişti. Az ileride onu arka koltuğa yanımıza aldık,bir deri bir kemikti , şunu tost yapsak mı dedik yanımda oturanla ,vazgeçtik, babası Almanyada çalışyordu doktor olsun diye bekliyordu o gözümüzün önüne geldi.

Üçüncü sürücümüz mutedil çıktı. Ankara’ya kadar 130 km yolu kızılay escort sakin ve gırgırıye geçirdik. Karabük çıkışında teybe sürülen kaset aralıksız çaldı. döndü dolaştı bitti yine çaldı. fazla benzini birazcık daha harcamak için Ankara Çankaya Kavaklıdere caddelerinde fink attık yine bitmedi. kaset çalmaya devam etti. Fatih Kısaparmak’ın Kilim albümüydü bu. İçinde en çok şiiri Cahit Sıtkı Tarancı’ya ait Karasevda parçasını sevmiştim.

Yıllar sonra kulağıma misafir olduğunda yeniden, 1991 Kasımının o şen şakrak yolculuğunu anımsadım.

gösteri

ben bıraktım ağam
sen de bırak
bir kural şimdi
unutturulmak.
domatesler tohumsuz
dağlar çıplak
tarlalar çorak
sen abi, sen sadece bağır
sadece sana açık
binlerce kulak.

competition

senin siyahın geçti
onunkini geri zekalı.
Tunadan bir su iç
Bordeauxdan şarap
çekik gözlü eski asyalı.
bol sidik yaparsın
yarıştırırsın.

övgü

herşey denk gelmesiyle başladı
pek de denk değiller gerçi
romantik bir melodi ve ve ve
aklımda haketmeyenlere ettiğim
selamlar..

yorgun

hey moruk sen ve sen
temizleyin çamurlanmış yolları
gözyaşlarıyla ıslanmış
genç kanlarıyla kızarmış.
daha fazla devam edemeyeceğim.

eskik

otuz yıl öncesiydi
kafa dingindi
her dakkam öforik
satmıştım anasını dünyanın
ferik taşı koferik

lamba sarı ve soluktu
oda küçük,radyo nostaljik
meyve denilince elma
eski zamanları özledik

http://www.youtube.com/watch?v=egQpwFObS8o&feature=relmfu

kayıtsız şartsız

itaat etmiyorsun bari sus
içindeki nemrutu uyandıracaksın
sonra tutsun bizi yaksın sizi yaksın

boyun eğmiyorsan da diklenme
kazıyor yarayı kanatıyorsun
stalinin kemiğini sızlatıyorsun

Bana Sen Gereksin

bana sen gereksin
bana bir mevsim
bir doyumluk ekmek
bir kucakta çiçek
bir umut bir tebessüm
yüzünde en güzel süsün.

bana sen gereksin
bilesin.

h.aktaş

11.7.12

Ömer Muhtar

dün gece ömer muhtarı yeniden seyrettim. ART televizyonunda. artık antiemperyalist filmler kanal7 ya da diğer ‘dindar’ kanallarda değil, art gibi kanallarda oluyor .kanal7 dışkapı cebeci maltepe beyoğlundan yayın yapıyor

genelde çok ders vardı içinde. mesela italyan generale ömer muhtarın neden köprüyü uçurmadığına şaşırdığını söyleyen subayına general gülerek ‘
beyler o adil bir savaşçı sizin gibi harp akademilerinde okumadı ‘ dedi.

– esirlere kötü muamele eden elemanına engel oldu ömer muhtar ,onlar da bize yapıyor denince onlar bizim hocamız değil bizim değerlerimizdir bizim hocamız diye karşılık verdi.

bi şey daha: filmin sonlarında ömer muhtar yakalanmış.generalle konuşuyor general: kazanamaycağınızı bile bile neden 20 yıl savaştınız dedi, Ömer Muhtar: bizim için önemli olan savaşmaktı , galip gelip gelmemek Allahın takdiridir.

kayseri escort kayseri escort bayan kayseri escort kızlar pendik escort kartal escort tuzla escort pendik escort kartal escort tuzla escort türkçe altyazılı porno altyazılı porno porno izle travesti ankara travesti travestiler altyazılı porno türkçe altyazılı porno türkçe altyazılı porno altyazılı porno porno izle