Tren Karabük’den Zonguldak’ a varıncaya kadar onlarca istasyona uğrar. bir zamanlar çok gidip geldiğimden çoğu mekanı ezbere bilirim artık. son istasyon Zonguldak’ın ,kömür kentinin siyah imgesi yolculuğun başından itibaren insanı hafif bir karamsarlığa sokar.hele hava soğuksa,yağmurluysa bir de gece ise tamam gari,ikinci dünya savaşında nazilerin toplama kamplarına götürdüğü yahudiler gibi bunaltıdayızdır artık. şehir içi dolmuşlar gibidir tren,dakka başı durur ,inenler binenler,şakırtılar,aceleci bağırışmalar.arada bir yeni binenlere göz gezdirmekle beraber hep dışarı bakmak ister gözlerim. sık sık cam buğulanır silmek zorunda kalırım.

Ağır ağır ilerlerken katar, hemen penceresinin dibinden geçtiğimiz evler vardır tren yolunun komşuluğunda , işte birinin mutfağında akşam yemeğini hazırlayan bir ev hanımı boyu 155,kilo 85,başı arkadan bağlı ,kahveden hala gelmeyen ağır sigara kokulu evin adamından söylenmekte.

Bir istasyonda daha durur,küçük bir köy ama elinde bayrağıyla trene yol veren makasçı, günün son treninin ardından belki de evine dönecek,sobalı evde 8 yıl önce kaçırıp evlendiği karısıyla tarhana çorbası içecek,5 ve 6 yaşlarındaki 2 oğlu oturma odasında sızmışlar, artık şehre tayin istemenin zamanı gelmiş, seneye büyük okula başlayacak.

Nehir kenarından gürültüyle geçiyoruz. loş ampüllerle aydınlanmaya çalışan baraka evlerinde romanlar bu son tren geçinceye için tıklayınız. kadar uyuyamayacaklar,ayakkabısız toprağa basmaya alışmış,ağzı burnu sümük içinde ,uzun saçlı,içinde külot olmayan kısa kalmış ağı yırtılmış bir alt eşofmanın içinden pipisi gözüke gözüke uyumaya çalışan çingene çocuğunun avucunda kalakalmış çeyrek ekmek parçasını satın alabilmek için annesi acaba bugün kaç evden kalaylamak için bakır tencere istedi?

Prefabrik işçi barınağında kalanlar da sıradanlaştırdılar artık tren sesini,ses duyulduğunda gayri ihtiyari gözler duvardaki ucuz,pilli,çin yapımı,eşantiyon duvar saatine takılıyor, artık rötar yapmayan trenlerin hep aynı dakikada geçmesi belki de medenileşecek bir gelecek ülkesinde ,bu soğuk,boğuk gecelerde, yol yapımı için taş kırdıkları ortaçağ işçiliğinden kurtulacakları ümidini içlerine serpiyor, yüzlerine bir gülümseme peydah oluyor,saniyeler sürüyor,eroin almışlar gibi farklı bir boyut yaşıyorlar alt tarafı bir tren sesi, bir duvar saati…

habibullah aktaş.24.10.2008..

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir