Çok zaman olmadı bir konferansda denk gelmiştim ” bilgiyi biriktirmek insanoğlunun en büyük mucizesidir ” sözüne ,anlatan yine benim gibi bir Tıp doktoruydu. Sözü söyleyen filozofun adı aklımda kalmadı, demek bu ayrıntıyı biriktirememişim.Googleladım ama çıkmadı, hayret! Yazıyorum google penceresine; mucize deyince anlı şanlı mucize çıkmalı di mi ama ,işte basit olmamalı ,doğaüstü olmalı filan. Miracle, human kelimelerini yazdım ,yine dini tandanslı sayfalar geliyor. Filozofun cümlesi birkaç kişiyi etkilemiş belli ki, biri de ben.
Bir hastaya ilaç yazmak ya da hastalanınca bir ilaç kullanmak, kutusundan çıkarıp yutmak ne kadar basit görünse de biriktirilmiş ne emekler harcanmış ne ömürler tüketilmiş onda. Geç değil daha 20.yüzyılın başlarında doğan her 2 insandan biri 15 yaşına kadar hastalıktan hayatını kaybedermiş.Aşının, antibiyotiğin, batticon denen basit antiseptiğin mucizelerine bakın.
Bir uçağa binmek,aylar süren yolculukları saatlere sığdırmak ha,ne ömürler çürütüldü havada süzülüp giden o demir kutunun keşfi için.Yeraltında kirli yağlı bir atığın,bir kıvılcımın, bir pistonun ortaklığı.Bu ortaklığı bilen bildiren insanoğlunun mucizesi.
Evimizde hergün yüzyüze baktığımız televizyon,çamaşır makinesi, ocak,telefon, asansör vs hatta sehpamızda duran bir kitap, sıcak suyla karıştıverdiğimiz bir neskafe.Kaç yılların bilgilerinin biriktirile biriktirile birleştirildiğinin mucizeleri.
Yaşamı bize yaşam kılan,kolaylaştıran,insanoğlunun ömrünü uzatan,nüfusunu artıran ne varsa biriktirilen birleştirilen üstüste konan bilgilerin eseri.
Kanıta dayalı Tıp diye bir kavram vardır bizde.Çok sevilir.Bir iddian vardır.Kanıt istenir. hani nerde denir ,ne gözledin,ne duydun,ne hissettin,neyi test ettin? öyle ya rüya mı gördün, ilham ? İddianı kanıtlaman beklenir, kanıtlarsan iddian değerli olur,değilse artık niyetine bağlı .Uçuk bir şizofren misin ? yoksa insanları aldatan bir kurnaz mı?
Biri ben uçuyorum dediydi,anımsar mısınız? Sabriydi herhalde adı.hadi uç dediler , adam yerde yuvarlandı. Biraz uyanık olsaydı şöyle derdi : Uçsam herkes bana tapacak gibi olur .Değerli olan benim uçtuğuma inanmanız. Sonuçta kanıtlayamadı ve uzay boşluğunda unutuldu,gitti.
20 sene evvel kendi kendine enerji ürettiğini iddia ettikleri bir makine sunmuşlardı. test ettiler, fos çıktı
Sık sık suyla çalışan,havayla çalışan motor buluşları çıkar.Test edip doğrularsın.Normali budur.
Ne yazık ki tıpta ve bazı sosyal bilimlerde ,en azından bazı halklar için, kanıta gereksinim duyulmaz. Bir gizemdir,efsanedir kabullenilir.Gizemin değeri büyük.Mistizmi belki de biz atlıyoruz demek.
Deney ve gözlemlere dayalı bilgisiyle ,eriştiği gerçeği açıklamaya çalışan kaale alınmaz; yerine hiç bir bilgi kaynağına sahip olmamasına rağmen muhtemelen rüyasında ilham edilen ( başka ne olabilir ki ) iddialarla karşımıza çıkan çok uyanık var ve toplumsal değer buluyorlar. Yüzlerine karşı ” iddianın kanıtını bize gösterir misin ? ” diyebilen çıkmadı.
Şifa adıyla çıkan kitaplardan birinin sayfalarını karıştırdım Dost kitapevinde.Orada serbest.Beğenirsen alıyorsun.Tabi ki almıcaktım da acaba bizim konularla alakalı ne yazmış merak ettim.Cildiye yani.Benim mesleğim.Egzema bölümünde hastaya sirke sürmesini öneriyor.Allah Allah. Egzemada cilt zaten belli oranlarda tahriş olmuştur.Sirkeyi yani glacial asetik asiti sürün de iyice beter edin emi.Ciddi ciddi yazmışlar. Kimbilir kaç yüz kişi bu öneriyi dinledi, sürdü ve sonra da bir cilt hekimine gidip, on yılların emeği, deneyi ve gözlemi ile kullanıma sunulmuş bir kremle ya da iğneyle iyileşti.Biz bunu yüzlerce kez yaşadık.
Değer, denenip,gözlenip gerçek olduğu kanıtlanana verilene kadar ne kişisel ilerleme olur,ne toplumsal. Sanırım bu tümcenin değerini de yaşam başlarken zihinlere yerleştirmek de şart. Büyüyünce zor oluyor.

6 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here