Daily ,Weekly or Monthly Notes from H.Sezai

Gaziantep nam-ı diğer Ayıntap

hsezaiaktas Gezilerim 17 January 2019 13 Minutes
Gaziantep daha önce birkaç defa görme şansını bulduğum fakat gördüğüm zamanlardaki gezme,görme bilincim ve olgunluğum bugünkü seviyelerde olmadığı için sanki hiç gezmemişim hissiyatına sahip olduğum ve tekrar gitmek istediğim bir şehirdi.Bunun içindir ki gezme,görme planı yaptığım her sefer seçeneklerim arasında daima kendine yer buluyordu.Kimi zaman spontane girişimlerle gitmek istesem bile İstanbul’a olan uzaklığı ve çok sık seyahat edilen şehirlerden biri olması sebebiyle asla uyguna getirebileceğimi düşündüğüm bir yer değildi.

Şans eseri gece yarısı sularında Türk Hava Yolları’nın İstanbul’un yeni havaalanından yaptığı test uçuşlarına Gaziantep rotasını eklemesi ve biletlerinin çok uygun fiyatlardan satışa sunulmasıyla Gaziantep gezim gerçekten de istediğim şekilde spontane bir şekilde gerçekleşir oldu ve bir anda Gaziantep’e gidiş dönüş bilet almış bir şekilde kendimi buldum.

Yazının kalan kısmına devam etmeden önce uçak biletleriyle ve yeni havaalanına ulaşımla alakalı birkaç bir bilgi vermek istiyorum.Uçak biletimi 59 gidiş 59 dönüş olmak üzere toplamda 118 TL’ye aldım.Hala ailesi ve yakınları Karabük’te olduğundan sık sık Karabük’e giden biri olduğumdan ve Karabük’e gidiş geliş otobüs biletini 150 TL’ye aldığımı hesaba katarsak inanılmaz uygun bir fiyat bu.Umarım bu şansım böyle devam eder.Kadıköy’de ikamet ettiğimden yeni havaalanına ulaşımım konusunda kullanabileceğim en iyi güzergah İstanbul Büyükşehir Belediyesi Otobüs AŞ firmasının yeni kurduğu Havaist adlı oluşumun otobüslerini kullanmaktı.Kozyatağı Metro İstasyonu’ndan saat 07.40’ta otobüse bindim.Otobüs ücreti yılbaşına kadar %50 indirimli olduğundan 12 TL imiş.Normal fiyatı ise 25 TL.Otobüse sadece dolum yapacağınız İstanbul Kart’ınızla binebiliyorsunuz,nakit parayla veya başka bir alternatif ödemeyle otobüse binilemiyor maalesef.Yolculuk yaklaşık 2 saat sürüyor,şoförümüzün verdiği bilgiye göre yılbaşına kadar böyle olacakmış,yılbaşından sonra direk ekspress hatların açılacağını ve yolculuğun kısalacağını söylese de bizim yolculuğumuzun bir cumartesi sabahı uyuyan bir İstanbul’da 2 saat sürdüğünü hesaba katmakta fayda var,normal şartlarda ortalama bir trafiğin olduğunu varsayarsak bu yolculuk 3 saate uzayabilir.

Yeni havaalanı gerçekten söylenildiği kadar büyük ve inanılmaz derecede lüks olmuş.Yeni havaalanının yapıldığı alanın %80’ini ormanlar oluşturmaktaymış yani çok büyük bir orman tahribatının yapıldığını söylemek mümkün.Umarım harcanan paraya,verilen emeğe ve en önemlisi kesilen ağaçlara değecek bir yatırım olur ve ülkemize beklenen faydayı sağlar.

Havaalanında check-inlerimizi THY’ye ait makinelerden rahatça yaptık,zaten çok az uçuş olduğundan kontuarlarda da herhangi bir kalabalık yok.Lakin erken gitmekte fayda var çünkü havaalanı çok büyük olduğundan havaalanı girişinden uçağınızın kapısına kadar oldukça uzun bir yol gitmeniz gerekiyor.Bu bile Sabiha Gökçen Havaalanı’nı sevmeye yeter.

2 saatlik çok güzel bir uçuşun ardından Gaziantep şehir merkezine 25 kilometre uzaklıkta,Oğuzeli ilçesinde bulunan Gaziantep Havaalanı’na indik.Gaziantep Havaalanı 1976 yılında faaliyet geçmiş eski ama yeterli bir havaalanı.Şehir merkezine ulaşım için bir sürü alternatifiniz var.İsterseniz taksiye binebilirsiniz,isterseniz araba kiralayabilirsiniz veyahut Havaş servislerini kullanabilirsiniz.Araba kiralama ve taksi ücretleri konusunda bir bilgi edinmedim ama şehir merkezine Havaş otobüsleriyle 10 TL’ye gidebilirsiniz.Yolculuk da yaklaşık 45 dakika sürüyor.Havaş sizi tam merkez sayılabilecek bir noktada kendi şubesinin önünde bırakıyor.

Şansımıza kalacağımız otel Havaş şubesinin hemen dibindeymiş.Direk otele yerleştik.Kaldığımız otelin adı Hampton by Hilton Gaziantep idi.2 gece iki kişilik kahvaltı dahil odaya 480 TL ödedik ve gerçekten çok memnun kaldık.Oda kaliteleri 5 yıldızlı otelleri aratmazken kahvaltısı gerçekten çok iyiydi.Hatta kahvaltıda o kadar çok yedik ki artık acıkalım da Gaziantep Mutfağı’ndan mahrum kalmayalım diye yalvarır olduk.Gaziantep’e gideceklere şiddetle öneririm bu oteli.

Otele adımımızı attığımız anda gelmeden evvel iletişim kurduğum babamın uzmanlık eğitimi sırasında tanıştığı ve hala arkadaşlığının devam ettiği sevgili Lütfi amcam aradı.Bu kadar erken bir karşılama beklemiyordum doğrusu ! 🙂 Bizi direk otelin önünden aldı.Bu arada kendisi yaklaşık 20 senedir Gaziantep’te,daha önce benim hatırladığım kadarıyla ailemle birlikte 2 defa ziyaret etmiştik kendilerini.

Gaziantep’in merkez kısımlarında olmayan bir mekana getirdi bizi.Restoran çok merkezi bir konumda olmasa da Lütfi amcanın yıllardır Gaziantep’te olmasının tecrübesine güvenmenin rahatlığıyla restoranın yemeklerinin çok güzel olacağına emindim ve de düşündüğüm gibi oldu.Lavash Ciğer adlı mekanda hayatımda yediğim en iyi kebaplardan birini yediğimi söyleyebilirim.Bir pidenin içerisinde güveç halinde pişirilen ve içi tamamen kaşar peynirle doldurulmuş yuvarlak bir et şeklinde servis edilen bir kebap türü.Kebabımızın adı Lavaş Kebap idi.Bu mekandaki fiyatlar hakkında bir bilgi veremiyorum Lütfi amcamın misafirperverliği sebebiyle 🙂 Ama şiddetle tavsiye ediyorum,kişisel arabasıyla Gaziantep’e gelecekler veya araba kiralayarak gezecekler için rahatça ulaşılabilecek bir yer.İlla yiyeceğim diyorsanız taksiyle de ulaşım mümkün.

Bu mekanımızın ardından Cumba Künefe adlı bir mekana geldik.Mekanın dekorasyonu tam bir künefeci havası veriyor insana,aslında nargile kafe için de uygun bir tasarımı vardı 🙂 Gelir gelmez servis başladı,ilk olarak taze kavrulmuş antep fıstıkları ve sütümüz geldi.Bir yazıyla ne kadar betimleyebilirim bilmiyorum ama gerçekten ikisi de harikaydı.Meyve tabağı servisi de yapıldı.Muz ve mandalinanın ortasında kaymak bulunan bir tabaktı.Ardından tabii ki de en önemli servis geldi.Künefe.Künefe gerçekten çok güzeldi,peyniri künefenin tadını tam kararında dengelemişti.Ne çok şerbet tadı aldık ne de çok peynir tadı,yediğim en iyi künefelerden biriydi.Belki de en iyisiydi.Ardından son olarak bol antep fıstıklı bir baklava servisiyle servis bitti ama bu baklavadan yalnızca 1 tane yiyebildim.Bundan sonrasında midem kepenkleri kapadı ve uzun bir istirahate başladı.

Lütfi amcama misafirperverliği ve tattırdığı eşsiz lezzetler için buradan bir kere daha teşekkür etmek istiyorum.Sevgili eşine ve oğluna da ne kadar teşekkür etsem azdır.Çok güzel karşıladılar bizi.Oğlu Bedir’e de buradan bir daha hatırlatayım : “Emek seni asla yarı yolda bırakmaz,elbet bir gün gelir karşına çıkar.” Dilediğin üniversitenin dilediğin bölümünü kazanman dileğiyle Bedir.

Bundan sonra Lütfi amca bizi otelimize geri bıraktı.Hava da İstanbul’a nazaran erken karardığından dengemizi şaştık biraz açıkçası.Otelde biraz dinlenelim dedik ve de sabah erken saatlerden beri ayakta olmamızın sebep olduğu yorgunlukla uyuyakaldık.Biraz kendimize geldiğimizde hava iyice kararmış artık gece olmuştu.İstanbul’da ve hatta Safranbolu’da bile alışık olmadığımız şekilde Gaziantep’in merkez sokakları hava kararır kararmaz tamamen boşalıyor neredeyse.Otelden çıkıp Gaziantep Kalesi’ne ve etrafına doğru yürümeye karar verdik ve bu boş manzara bizi çok şaşırttı açıkçası.Turistik ve kalabalık bir şehrin tabiri caizse bu kadar erken saatlerde ölmesi bizi şaşırtmıştı.

Gaziantep Kalesi etrafına geldiğimizde de eski çarşı kısmının tamamen bomboş olduğunu gördük ama dikkatimi çeken garip bir ayrıntıyı paylaşmazsam olmaz,berberler ne hikmetse açıktı.Hem de hepsi açıktı 1-2 tane açık berberden bahsetmiyorum,bir sebebi de vardır tabii ki bunun.Gaziantep Devlet Tiyatrosu binasının etrafında biraz dolandıktan sonra otele dönmeye karar verdik ve ilk günü böylelikle bitirdik.

İkinci günün sabahında öğrencilik hayatının sebebiyet verdiği dolu dolu kahvaltı yapmanın özlemiyle kahvaltıya deli bir şekilde gömüldüm ve neredeyse 1 damla su alamayacak kadar doldum.Bu bana çok ters tepti tabii,tüm gün acıkmak için uğraşmak zorunda kaldım.

Kahvaltının ardından Zeugma Mozaik Müzesi’ne doğru yol aldık.Otelimize yaklaşık 20-25 dakika yürüme mesafesinde bulunan Zeugma Müzesi,gidişte bizi biraz zorlamadı değil.Anayolun kenarında bulunan müzeye yürüyerek ulaşım da maalesef anayolları kullanmak durumunda bırakıyor insanı.

Zeugma Mozaik Müzesi ismini Antep’in Nizip ilçesinde antik dönemlerde kurulmuş olan Zeugma kentinden alıyor.Zeugma kelime anlamı olarak da köprü demek.Zeugma Mozaik Müzesi gerçekten Yunan mitolojisine dair çok güzel mozaikleri barındırıyor,bu konuda gerçekten büyük bir emek verilmiş.Bu beni mutlu etmedi değil.Bu konuda da anladığım kadarıyla Gaziantep’in yerlisi olan belediye başkanı Fatma Şahin’in emekleri büyük.Müzeye giriş Müze Kart ile yapılabiliyor,Müze Kart ile giriş yaptığımızdan müzenin normal giriş fiyatı hakkında bir bilgiye sahip değilim.Müzeye girer girmez solunuzda sinevizyon bölümü kalıyor.5 TL ücret ödeyerek sinevizyon gösterimini izleyebilirsiniz.Biz izlemedik,umarım çok bir şey kaçırmamışızdır.

Zeugma Mozaik Müzesi’nin en ünlü parçası Çingene Kızı olarak bilinen mozaik.Zaten kendisi müzede özel bir odada sergileniyor.Bu mozaiğe güzel bir hava katsa da bana kalırsa müzede özel odaya alınmayı hak edecek ilk mozaik değil.Çingene Kızı isminin nereden geldiğini daima merak etmiştim,bu merakımı da gidermiş oldum.Mozaiğin bulunduğu kazı alanında kazıyı yapan ekip tarafından mozaikteki kızın Çingene Kızı’na benzetilmesi sebebiyle bu isim takılmış ve bugün de bu isim kullanılmakta.Okuduğum kadarıyla Çingene Kızı mozaiğinin gerçek hikayesi meçhul.

Zeugma Mozaik Müzesi’ni gezdikten sonra Gaziantep Kalesi’nin ve eski çarşının olduğu yere geldik.Zeugma Müzesi ile kale arasında taksi kullandık çünkü mesafe olarak baya uzaktı ve yürümek istemedik.

Gaziantep Kalesi ve etrafı bir önceki geceye nazaran baya hareketliydi fakat sanırım kış sezonu olması sebebiyle bazı dükkanlar açılmamıştı belki de pazar tatillerini de kullanmış olabilirler ama yine de gezilmesi gereken yerler hareketliydi.Şansımıza kalenin içinde bulunan müzeye elektrik kesintisi sebebiyle giremedik.Sadece kalenin teras kısmını gezmekle yetindik.Kale ücreti yetişkinlere 2 TL öğrencilere ise bedava.Kale Gaziantep’i güzel bir noktadan görüyor zaten doğu bölgesinin mimari kültürü ve özellikleri gereği çok yüksek alanlar bulunmuyor.Şehrin planlaması ve yapılanması özellikle İstanbul’dan buraya gelenlerin gözüne oldukça farklı gelecektir.Bir anda bir kültür karmaşası yaşamış oluyorsunuz adeta çünkü buradaki yapıların genellikle çatıları yok ve çoğu tek katlı veya iki katlı şekilde inşa edilmiş.

Gaziantep Kalesi’nin ardından çarşıda küçük bir tur yaptık.Tur sırasında nakit paraya ihtiyacımız oldu fakat nasıl bir elektrik kesintisine denk gelmişsek bir türlü elektrikler gelmek bilmedi ve bize zaman açısından baya zararı oldu bu durumun.Zincirli Bedesten’deki baharat ve fıstık alışverişimiz için nakit paraya ihtiyacımız olmuştu,nakit paramız olmadığından kartla ödemek istedik fakat kart sistemi de elektrik kesintisi yüzünden çalışmıyordu.Aralık ayının sonunda bile dikkate değer derecede turist alan bir yerin en merkezi yerinde böylesine bir elektrik kesintisi insana komik gelmiyor değil.

Önceki Gaziantep gezilerimden aklımda kalan Medusa Cam Müzesi’ni gezmeye karar verdik bu boşluğumuzda.Kalenin biraz alt tarafında kalıyor,ara ve dar bir sokakta küçük ve şirin bir yer.Müze giriş ücreti 3 TL idi.Burası özel bir müze,özellikle cam eser koleksiyonuyla uğraşan biri veya birilerinin girişimleriyle kurulmuş ve eserlerin tamamı devlete tahsis edilmiş.Müzenin isminin Medusa olmasından dolayı aklımda Medusa’yla alakalı bir şeylerin de olduğu kalmıştı ama ne yazık ki yanlış hatırlıyormuş Medusa sadece bir simge olması sebebiyle kullanılmış.Müze vakti olanlar için gezilebilecek bir yer ama vaktiniz darsa çok da önermiyorum.

Medusa Cam Müzesi’nden sonra şans eseri Hamam Müzesi’ne denk geldik,çok ilgimizi çeken bir yer değildi fakat hem dibine gelmiş olmamızdan dolayı hem de bedava olmasından dolayı girmemiş olmayalım diyerek girdik.Müze beni hiç açmadı ve tatmin etmedi.Konusu da dürüst konuşmam gerekirse saçma geldi.Tabii herkesin ilgi alanına göre farklı zevk alabileceği bir yer.

Sokaklarda rastgele gezinmeye devam ederken aklımızda bulunan ama gitme fırsatımız olursa gideriz dediğimiz Tostçu Erol’a uğrama şansımız oldu,kendisini göremedik ama ünlü tostundan güzelce yedik.Ben Tostçu Erol’u sadece ismiyle tanıyordum hatta Gaziantep’te olmasına baya da şaşırmıştım çünkü gerçekten ismi hariç hiçbir şey bilmiyordum.

Tostu gayet güzel,hakikaten atom tost denebilecek bir şey.Fiyatları tost için fazla gelebilir ama biz asıl yeme içme işini akşam yapacağımız için zaten çok yemeyecektik.Bir porsiyon söyledik ve ikimiz yedik kaldı ki ikimizi de gayet kesti.Tek başına o tostu yemek gerçekten tüm gün acıktırmayabilir insanı.Sistemleri de güzel,teknolojiyi güzel kullanmışlar.Tostçu olmasına rağmen siparişinizi rahatlıkla takip edebiliyorsunuz ekranlardan.Ayrıca personeli de çok iyi,bu açıdan takdir ettim ama mekan orijinal olduğundan değişikliğe gidilmiyor sanırım çünkü bu kadar ünlü olmasına rağmen mekan çok sönük ve fiziki anlamda yetersiz.

Akşama doğru Gaziantep gezimizin bizim için en önemli duraklarından biri olan İmam Çağdaş’a geldik.Ben daha önce de gelmiştim lakin pek anımsamıyorum ve de benim geldiğim vakit Türkiye genelinde ünlü bir marka değildi,en azından günümüzdeki kadar değildi.

İmam Çağdaş baklavası ve yemekleri arasından Ali Nazik’i ile ünlü bir yer.Biz seçimimizi bir porsiyon Ali Nazik ve bir porsiyon Karışık Kebap’tan yana kullandık.Yemekler gayet hızlı geldi,fena pişmemişlerdi ama ünün getirdiği kalabalık sebebiyle olacak ki çok samimi bir hava sezemedim.Her şey fabrikasyon bir şekilde işliyor,bu açıdan ben hayal kırıklığına uğradım.Baklava da güzeldi lakin dondurmaları olmamaları çok büyük bir eksi olmasına rağmen neden bu konuda bir adım atmadıklarını merak ettim.Özellikle dondurmalı baklavalarını yemek için çok hevesliydim ama dondurmalarının olmaması da beni üzdü 🙂 Hesaba gelecek olursak iki kişi içeceklerimiz,ana yemeklerimiz ve birer porsiyon baklavalarımız için 130 TL para ödedik.Fiyat restoranın kalitesine ve ününe göre gayet uygun.

İmam Çağdaş sonrasında Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nin yolunu tuttuk.Müze eski çarşı bölgesine oldukça yakın yürüyerek yaklaşık 10 dakikada varılabiliyor,konum olarak da şehrin tam ortasında kalıyor.Müze Kart ile ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz.Burada Gaziantep ve civarı bölgesinde bulunmuş uygarlıkların birbirinden farklı eserlerini ve araç-gereçlerini ve mimari eserlerini görebilirsiniz.Müze gerçekten çok kapsamlı fakat anladığım kadarıyla Zeugma Mozaik Müzesi kadar rağbet görmüyor.Gaziantep’e gidecekler için kesinlikle gidilmesi gereken yerlerin başında geliyor bence.Müze Kart’a ücretsiz.-

Ertesi güne erkenden başladık.Dönüş günümüzdü ve uçağımız 14.00’daydı.Kahvaltımızı yaptıktan sonra Gaziantep klasiği olarak almadan asla dönmememiz gereken son şeyi almaya gittik.BAKLAVA!

Baklava konusunda ilk gün Lütfi Amca’ya fikrini sormuştum.Kendisi otelimizin hemen 200 metre ilerisindeki yoğun bir caddeyi gösterdi,buradaki tüm baklavacıların iyi olduğunu kötü baklava bulmayacağımız konusunda rahat olmamızı söyledi ama mekan olarak özellikle Koçak’ı önerdi.Ben Koçak’ın ünlü olduğunu bilmiyordum lakin sonradan aldığım tepkilerle en az İmam Çağdaş kadar ünlü olduğunu anladım.

Baklava almak için 10 dakika yürüdükten sonra Koçak’a geldik.Benim aklımda klasik fıstıklı baklava dışındaki seçenekler vardı lakin denemeden olmaz,pişman olmamak adına bir dilim yedim.Gerçekten çok çok çok güzel baklava yapıyorlar.İstanbul’da genellikle Karaköy Güllüoğlu’nda çok baklava yerim ama burasıyla aralarında bir karşılaştırma yaparsam Koçak’ı bir gömlek daha üstte tutarım sanırım.

Baklava fiyatları konusunda bir şey bilmiyorum tam olarak genel olarak Gaziantep piyasasındakilerle kıyaslayacak olursam fiyat normal gibi geldi.Kilosu 85 TL idi fıstıklı baklavanın.Biz kişi başı yarım kilo baklava aldık.

Artık dönüş vakti geldi.12’de otelimizden çıkış yaptık.Ardından otelin hemen yanındaki HAVAŞ bürosundan otobüse binerek havaalanına doğru yol almaya başladık.Yaklaşık 40 dakikada havaalanına vardık.

Son olarak bir şeyler eklemem gerekirse,Gaziantep gerçekten görülmesi ve tadılması gereken şehirlerimizin başında geliyor.Gaziantep sadece yeme içme turizmi olarak seçenekler arasında bulunmamalı.Biz zaman kısıtlığından ve de ulaşım sıkıntısından dolayı Zeugma Antik Kenti’ne gidemedik.Oralar da kesinlikle görülmeli.Özellikle ülkemizin Batı ve Kuzey tarafından buraya seyahat edecek kişiler,ülkemizin kültürel açıdan nasıl bir zenginliğe sahip olduğunu çok daha iyi anlayacaktır diye düşünüyorum.

Gaziantep bize İstanbul’da biriktirmiş olduğumuz stresi atmak ve kafamızı dağıtmak açısından güzel bir şans verdi.Umarım tekrar görüşürüz güzel Gaziantep.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir